Vahşi Doğanın Medenileri: Filler

“Fil” denilince akla ilk gelen, bu hayvanların hafızalarının ne kadar güçlü olduğudur, hatta bu öyle kanıksanmıştır ki her şeyi hatırlayan birisi için “fil hafızalı” deyimini bile kullanırız. Bu yazımda Afrika ve Asya’ nın savanlarında yaşamasına rağmen zekasıyla dilimizde yer edinmeyi başarmış bu hayvanlardan bahsedeceğim.


Filler farklı ailelerden oluşan sürüler halinde yaşarlar ve bu sürülere içlerindeki en yaşlı (deneyimli) dişi yol gösterir. Evet, yanlış okumadınız filler “anaerkil” canlılardır ve doğan erkek yavrular 15-20 yaş aralığında sürüden ayrılırlar böylece bir fil sürüsünde sadece anneler, teyzeler, halalar, anneanneler ve babaanneler kalır.


Her ne kadar filler güçlü hafızalarıyla anılsalar da bu özellik onların tek yeteneği değildir. Güçlü bir hafıza güçlü bir beyin ile mümkündür. Filler, kara memelileri arasında en büyük beyne sahip olan hayvanlardır. Bununla bağlantılı olarak da alet kullanma, kendi yansımasına tepki verme gibi birçok komplike davranış sergilerler ve empati, yas tutmak, utanmak gibi kavramları algılayabilirler.



Fillerde öz farkındalık


Aynada kendini tanımak bir insan için ne kadar sıradan görünse de hayvanlar aleminde aynada kendini tanıyabilen türlerin sayısı çok azdır. Yunuslar, şempanzeler ve saksağanlar aynada kendini tanıyan türlere örnektir. Son çalışmalarla fillerin de aynada kendilerini tanıyabildikleri ortaya konmuştur. Bu çalışmada MRS (mirror self recognizing) adı verilen bir test uygulanır. Bu testte bazı hayvan türleri aynadaki görüntülerine hiç tepki vermezken bazı türler aynanın arkasına bakmak gibi eylemler yapmışlardır. Beyinleri biraz daha gelişmiş olan hayvan türleri ise aynadaki görüntülerini algılayabilmişler ancak görüntünün başka bir hayvan olduğunu düşünüp oynamaya ya da saldırmaya çalışmışlardır.

Filler gibi beyinleri oldukça gelişmiş türler ise aynadaki görüntüyü algılamakla kalmamışlar, normal zamanda yapmayacakları farklı hareketler yaparak (hortumunu garip şekilde bükmek, ağzını sonuna kadar açmak, dişlerini yere değdirmek vs.) görüntünün farklı bir fil mi yoksa kendisinin yansıması mı olduğunu sınamışlardır. Yapılan çalışmalarda fillerin birkaç gün içerisinde aynadaki görüntülerinin kendi yansımaları olduğunu fark ettikleri anlaşılmıştır. Bu fikri doğrulamak için teste tabi tutulan fillerin kafalarına beyaz boyayla çarpı işaretleri konulmuştur. Ayna karşısına geçen filler kafalarındaki işaretleri gördüklerinde hortumlarıyla bu yabancı işaretleri silmeye çalışmışlardır.


İşaret testi: https://www.youtube.com/watch?v=0_qie0HRTdQ&t=2m41s



Fillerde ölüm merakı

Filler, diğer hayvanların aksine ölüm kavramına fazla meraklıdır. Yapılan çalışmalar fillerin, diğer hayvanların aksine kendi türünün kadavrasını ve kalıntılarını (kemik, organ, diş vb.) tanıyabildiğini ortaya koymaktadır. Başka türlerin kadavralarının kalıntıları dikkatlerini çekmezken ölmüş bir filin kalıntılarını uzunca bir süre koklayıp kalan parçaları ayaklarıyla yoklamaktadırlar. Bu davranışın, fillerin empati kurabilme yeteneklerinden dolayı sergilendiği öngörülmektedir. Sürüdeki sağlam fillerin yaralı fillerin bakımını üstlenmesi ve sakat fillerin yemlemelerine yardım etmeleri de fillerin empati hissettiklerine dair başka örneklerdir.


Filler yas tutarken hortumlarıyla ölülerine dokunurlar, dişleriyle dürterler hatta ön ayaklarını kullanarak ölülerinin üzerine çıkmaya çalışırlar. Bazı gözlemlerde ince dallar ve toprakla ölülerini gömdükleri bile not edilmiştir. Sürüdeki filler ölen fili uzunca bir süre yalnız bırakmazlar, gün içinde ara sıra kadavranın yanına uğrayarak hortumları ve ayaklarıyla ona dokunurlar ancak filler duygusal gözyaşları dökemezler yani kederden ağlayamazlar.


Yaban hayatında bilgeliği temsil eden filler hayatta kalmak için uzun sivri dişleri ve ağır vücutları yerine zekalarını ve deneyimlerini kullanmaktadırlar. Sürüdeki her bir fil, kritik koşullarda işe yarayacak bir yetenek demektir. Sürüden bir fil eksildiğinde geri kalan filler gelecekte karşılaşabilecekleri zor koşullarda, ölen filin deneyimlerinden ve yeteneklerinden yararlanamayacaklarının farkına varmaktadırlar. Ölen file olan duygusal bağlılıklarının yanı sıra hayatta kalma şanslarının azalacağının farkında olmaları da hissettikleri acıyı perçinlemektedir. Hele ölen fil, sürüyü yöneten en yaşlı fil ise sürü, en deneyimli bireyini kaybettiği için yakın gelecekte deneyimsizlikten kaynaklı hatalar (yanlış göç yolu seçimi, yemek ve su kaynağı bulamama vb.) yüzünden birkaç ölümün görülmesi kaçınılmazdır .


Yas tutma belirtileri: https://www.youtube.com/watch?v=q950J4BogZw&t=33s


Bir fil ne kadar çok şey öğrenebilir?

Hayatının 25 yılını Burma’da fillerle beraber yaşayıp onların üzerinde çalışmalar yapan J. H. Williams Elephant Bill adlı kitabında “Filler öğrenmeyi asla bırakmazlar çünkü sürekli düşünürler.” demiştir. Williams’ ın bu iddiasını destekleyecek bir sürü çalışma kaydedilmiştir. Resmi çalışmalar yapılmadan önce bile fillerin dalları kullanarak vücutlarının arka kısımlarını kaşıdıkları, sinekleri kovuşturdukları ve erişemedikleri yükseklikteki meyveleri aşağı düşürmek için taş attıkları bilinmektedir.

Fil eğitiminin tarihine bakacak olursak büyük oranda askeri amaçlar uğruna eğitildikleri görülmektedir. Kartaca ordusunda, Pers ordusunda ve Büyük İskender’e ağır bedeller ödeten Hint ordusunda da yıkıcı bir güç olarak kullanılmaktaydılar. Yakın geçmişimize bakacak olursak öğrenme becerileri nedeniyle hayvan sergilenen sirklerde karşımıza çıkmaktadırlar. Her ne kadar sirklerde hayvanların sergilenmesini doğru bulmasak da sirkler fillerin görsel ve işitsel zekalarının ne kadar kuvvetli olduğunu modern insana gösteren ilk yerlerdir. Fillerin öğrenme becerileri üzerine çalışmalar yapan bilim insanları, hayvanat bahçelerindeki fillere birkaç ay içerisinde yirmiden fazla işitsel komut öğretmiştir. Bu komutlardan bazıları “ilerle, otur, kalk, geri git, ayağını kaldır, hortumunu kaldır, objeyi kafanla it, objeyi hortumunla it” komutlarıdır. Bunun yanında öğretilen farklı melodilere göre vücut konumlarını ve davranışlarını değiştirmeleri bile öğretilebilmiştir.


Yapılan çalışmalar sonucunda filler kırktan fazla görsel şemayı da meyve ile ödüllendirme tekniğiyle öğrenmiştir. İlerleyen dönemlerde her görsel şema sonrasında bir işitsel komut verilerek görsel şemalarla komutlar bağdaştırılmaya çalışılmıştır. Bu eğitimin sonucunda fillere işitsel komut verilmediği halde filler sadece gördükleri şemalarla bile “ilerle, dur, kafanı eğ, su fışkırt, hortumunu kaldır” gibi komutları uygulayabilmişlerdir.


(Bu yazı makalelerden derlenmiş bir araştırma yazısıdır. Hiçbir öneri barındırmamaktadır.)


Kaynakça


- Joshi R., (2010) How Social are Asian Elephants Elephas Maximus, New York Science Journal


- King B. J., (2013) When Animals Mourn, Scientific American Vol. 309, No. 1, pp. 62-67


- Hamilton I. D., Bhalla S., Wittemyer G., Vollrath F., (2006) Behavioural reactions of elephants towards a dying and deceased matriarch


- Plotnik J. M., Waal F. B. M., Reiss D., (2006) Self-recognition in an Asian elephant


- Rensch B., (1957) The Intelligence of Elephants, Scientific American Vol. 196, No. 2 , pp. 44-49


- Hart B. L., Hart L. A., Wollman N. P., (2008) Large brains and cognition: Where do elephants fit in?

30 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör