Selenyum; Toksikasyonu ve Beyaz Kas Hastalığı

Selenyum Organizmada Neyi Sağlar?


Bilindiği üzere selenyum organizmalarda düzeyine göre mikroelement olarak sınıflandırılır. Selenyum, Tiroid bezi dokusunda yüksek konsantrasyonu ve Tiroksin-->T3 hormonuna dönüştüren enzim bileşeni olmasının yanında vücutta birçok enzimin ve antioksidan savunma sisteminin en çok çalışan enziminin esansiyel bileşenidir.


Başta hidrojen peroksit olmak üzere çok sayıda organik peroksidin indirgenmesini katalizleyen “Glutasyon Peroksidaz”ın prostetik-aktif bölgelerinde bulunur. Glutasyon peroksidazın temel görevi akut yaygın oksidatif strese yanıt vermektir. Mitokondride yavaş yapılan ROS’tan (reaktif oksijen türleri) daha öncelikli olarak akut stresi karşılar. Selenyum içeren bu enzimin aktivitesi en fazla karaciğer, böbrek ve kalpte görülür.


Böylece iz element selenyumun mühim olarak anlam kazandığı, peroksidlerin birikimine engel olan antioksidanlar, hücresel serbest radikal artışına yol açmaz ve bu da hücre membranların parçalanmasıyla meydana gelen kanser, damar sertleşmesi, immun sistem bozuklukları, kalp kas ve damarlarının hasarı gibi durumların önüne geçer. Selenyumla birlikte, özellikle vit E ve vit A gibi enzimatik olmayan antioksidanların yokluğu, olası bozuklukların semptomlarını şiddetlendirir. Ayrıca rasyonlardaki vit E yetersizliği ve çoklu yağ asitleri, Se ihtiyacını artırır. Bu nedenle selenyum genellikle kaslara taşıdığı vit E başta olmak üzere diğer non-enzimatiklerle birlikte uygulanır. Se ya da Vit E noksanlığının, viral patojeniteyi artırarak hastalık oluşturmayan virusları, virulent hale getirdiği de gösterilmiştir.



Selenyum Noksanlığı

Selenyum noksanlığı geviş getirenlerde beyaz kas hastalığına, üreme bozukluklarına; özellikle süt ineklerinde retensiyo sekundinarum (fötal membranların post partum 12-24 saat içerisinde atılmaması/eş-son gelmemesi) olgularında artışa, mastitislere, süt kalitesinde bozukluklara, döllenme zayıflıklarına, prematüre, abort, güç doğum ya da güçsüz yavrulara; buzağılarda doğumla 2-3 gün içinde beslenmeye bağlı kas distrofisi sonucu akut, ani çöküş ve ölümlere (1-4 haftalık yavrularda subakut); kanatlılarda ise eksudatif diatez (damar hastalığı), karın boşluğunda su toplanması, karaciğer ve pankreas nekrozu; ratlarda da karaciğer sirozuna neden olur.


Selenyum eksikliği olan yerlerde, aynı zamanda rasyonlarla desteklenmeyen genç sığırlarda gelişim yetersizlikleri, kronik ishaller, kışlık kılların tutulumları görülebilir.


Asidik bazalt, granit topraklar ve kumlu topraklar; 450 mm üzerinde yıllık yağış; yonca yoğunluklu otlaklar, ağır veya uzun dönemli gübre uygulaması (özellikle kükürt-güçlendirilmiş süperfosfat veya alçıtaşı ile) hayvanları selenyum eksikliğine yatkın hale getirebilir. Selenyum eksikliği başka özel durumlarda da oluşabilir, örneğin gebelikte yoğunlukla buğday ile beslenen hayvanların yavruları, klinik beyaz kas hastalığına daha duyarlı olmaktadır.


İleri gebelikte ve doğumdan hemen sonra annenin Se düzeyi düşüktür, yeni doğanlarda yüksektir. Fakat süt emmeye devam ettikçe (sütte Se konsantrasyonu düşüktür) buzağı ve kuzularda Se düzeyi düşer ve ancak katı yeme geçtiklerinde fizyolojik selenyum normal değere ulaşabilir. Doğumdan sonra, 1-2 hafta içinde yem tüketmeye başlayana kadar yavrulara uygulanan tek doz yeterli olacaktır. Çünkü konsantrasyonu; selenyumun bileşiğine ve veriliş yöntemine göre değişken olmakla birlikte, (örneğin -bir araştırmaya göre- sodyum selenid verildikten sonra, koyun kanında 168. saatte eski değerine döner.) uygulanan bir dozdan itibaren beyaz kas hastalığı gibi komplikasyonların olasılığını düşürür. Sağaltım amacıyla kullanılmayan bileşiklerin genel olarak 3-4 hafta geçmeden 2. doz uygulanmaması tavsiye edilir.



Çoğunlukla yemlerdeki selenyumun düzeyi 0.02-0.03 ppm ve daha az olduğunda kronik noksanlık görülmektedir. Yemdeki, yüksek S, Pb, yonca ve Ca geviş getirenlerde Se emilimini azaltır. Geviş getirenlerde tek midelilere göre ince bağırsaklar ve sekumdan daha az selenyum emilir. Bu da noksanlığın prevalansını artırır. Ayrıca vücuttaki Se konsantrasyonu, Se emilimini etkilemez.

Bu nedenle sığır, koyun, keçi gibi hayvanlarda özellikle doğumdan 1 hafta öncesinde takviyelere dikkat edilmelidir. Doğumdan sonra annelere yapılması çok anlamlı değildir. Dolayısıyla doğuma 1-2 ay kala, düzeyleri düşen selenyum yanında vit E-D-A gibi non-enzimatik antioksidanların kullanımı bağışıklık sistemini güçlendirerek çeşitli enfeksiyonların önüne geçer ve vit E + selenyum desteği yapılan ineklerde yapılmayanlara oranla doğum sonrası klinik mastitis (meme yangısı) oranının azaldığı kanıtlanmıştır.


Ayrıca ineklere vit E ve selenyum desteği, bakteri fagositozunu kolaylaştırır. Grafikte vit E ve Se desteği yapılan ineklerle, kontrol grubu ineklerin S. Aureus’u fagosite etme oranları görülmektedir. Bunun yanında selenyum takviyesi yapılan inekler, yüksek antikor düzeyine sahip daha kaliteli kolostrum üretir.


Takviye Dozu Ne Kadar Olmalı?


Toksikasyon gelişmemesi için tedavi dozuyla yakın olmamalı. Özellikle stresli hayvanlar duyarlı olabilir. Bu nedenle derialtı yoldan koyunlarda 0.6 mg<Se<1,8 mg ve kuzularda 0.3 mg’dan fazla olmamalı. Sığırlarda ise 3mg<Se<6 mg, buzağılar için 1,8gr ve aşağısı tavsiye edilir. Yaş ve canlı ağırlık göz önünde bulundurulmalı, örneğin bir danaya sığıra uygulanan sınırın mutlaka altında yapılmalıdır.


Beyaz Kas Hastalığı


Beyaz kas hastalığı, sığırlarda ve koyunlarda yaygın olarak görülen (domuzda yaygın değildir) selenyum ve vitamin E noksanlığına bağlı olarak gelişen bir miyopatidir. Kas hücrelerinde reaktif oksijenlerin artması sonucu hücre zarının yıkımıyla oluşan kalp ve iskelet kaslarının dejenerasyonudur.


Halk dilinde “Bohça” ve “Yel” olarak bilinen hastalık, doğuma yakın ve sonrasında annede oluşabilmekle birlikte kuzu ve oğlaklarda genellikle 1-2 günlükten 2 aylığa kadar görülebilir. En sık görülen bulgular; tutuk ve sallantılı yürüyüş, hareketlerde isteksizlik, dik ve kısa adımlar, ayakları bükmekte zorlanma, belde kamburluk, 1-3 aylık kuzularda topallık, annelerini ememediklerinden dolayı zayıflama, (sütten kesilenlerde) düşük büyüme hızı ve hareket ettirildiklerinde solunum güçlüğü görülür.


Hastalığın biraz ilerlemiş durumunda, hayvanlar ön ayaklarına dayanarak vücudun ön kısmını kaldırır. Fakat arka ayaklarının üzerinde duramaz ve vücudun arka kısmını kaldıramaz. Daha ileriki dönemde hasta hiç yerinden kalkamaz. Buzağılar ise perakut geçirmekle beraber birkaç saat içerisinde ölürler. Beyaz kas hastalığı kuzu ve oğlaklardaki semptomlarla akut veya daha hafif ve uzun süre seyrederek hayvanın direncini düşüren subakut formlar oluşturabilir.



Otopsi bulguları:


Hayvanların; bel, sağrı, arka bacak, masseter kası, diyafram ve kalp kasında çizgiler şeklinde veya lekeler tarzında soluk, düzensiz, opak ve sarıdan krem beyazına değişen renklerde yıkımlanmış bölgeler dikkati çeker. Ön ve arka bacak kaslarına yapılacak dikey kesitlerde pişmiş tavuk eti-balık eti görünümündeki deformasyonlar gözlenebilir. Özellikle longissimus dorsi kasında iskelet kası solgunluğu veya beyaz, kumlu mineralizasyon çizgileri gözlenir.


Kalpte şekillenen lezyonlar en çok kapakçıklar ve endokardiumda görülür. Miyokardium’daki lezyonlar tıpkı iskelet kaslarındakine benzer tarzdadır. Kalp-iskelet kasları ve karaciğer, böbrek, beyin dokuları soğuk şartlarda, dondurulmadan incelenerek ve kandaki serum selenyum (13,000 nmol/l<Se), glutathione peroxidase (GSHPx) tahlilleri yapılarak tam teşhis konulur.


Tedavi İçin Ne Yapılmalı?


Takviyelerde olduğu kadar tedavide de doz oranları önemlidir. Çünkü en toksik esansiyel iz elementlerdendir. Toksikasyon durumunda semptomları hafifletmek ve genel destekler dışında, konsantrasyonu azaltan kanıtlanmış bir antidotu da bulunmamaktadır. Tedavi için kullanılacak kas içi/deri altı selenyum (+E vitamini); kuzularda 1 mg, koyunlarda 10 kg canlı ağırlığa 1 ml olacak şekilde(sodyum selenid), Se <3.6 mg geçmemelidir. İlk enjeksiyondan sonra hastanın tedavi etkinliği sağlanamazsa ihtiyaca göre yarım/tam doz maksimum 2 defa daha tekrarlanır. Solunum güçlüğü olan hayvanlara antibiyotik uygulanabilir. Hasta hayvanlar meraya çıkartılmaz, ayrı bir bölmede tutulur ve hareket ettirilmez.

Çok şiddetli durumda değilse beyaz kas hastalığını sağaltmak ve kalp başta olmak üzere diğer organların fizyolojisini normale döndürmek mümkündür.


>> Gerek takviye gerekse sağaltımda uygulamada mutlaka prospektüste yazan değerler baz alınmalıdır. Burada verilen değerler genel bilgilendirmeyi kapsar ve verilecek ilaç formu, veriliş yolu ve nedeni uygulanacak dozu etkileyeceği için durum, sorumlu veteriner hekimlere sorulmalıdır.


Bunun dışında piyasada intra-ruminal peletlerden yalama bloklarına kadar fazla seçim bulunuyor. Fakat yalama bloklarıyla hayvanların farklı veya yetersiz tüketimleri kontrol altına alınamayacağından kullanışlı değildir.


Mera ve Selenyum


Meradaki selenyum; toprak yapısı, yağış/sulama sıklığı, kuru madde verimi, yemin büyümesi gibi nedenlerle değişeceği için hektar başı 10 gram uygulamalarla artırılması gerekir ifadesi koşullara göre uygun olmayabilir. Ancak baryum selenad’ın sodyum selenad ile karşılaştırıldığında, hayvanları daha yavaş ve uzun süreli alımlarla etkilediği söylenebilir.



Selenyum Zehirlenmesi


Noksanlığıyla etkilenen benzer dokular toksikasyonuyla da etkilenir. Esansiyel miktarlarıyla toksik dozu arasında dar bir aralık vardır. Doz aşımı, hayvanların zaten normal olan değerlerinin üstüne enjektabl selenyum takviyeleri yapılınca meydana gelebilir.



Hayvanlar için esas tehlikeyi topraktaki selenyumu yapılarında biriktiren bitkiler oluşturur. Örneğin, Astragalus türlerinden geven otu ülkemizde de 400’den fazla türü doğal olarak yetişen bir bitkidir. Dolayısıyla seleniför bölgelerde çiftlik hayvanlarında toksikasyon görülür (Amerika, Kanada, İsrail ve Çin Gibi).


Selenyumdan zengin topraklar aşırı kükürt de bulundurdukları ve yüksek alkaline