Köpek Eğitmeni Lara Kavuş'la Röportaj: 2. Kısım

Bugünkü yazımızda Köpek Eğitmeni Lara Kavuş' la röportajımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Röportajın ilk kısmı için buraya tıklayabilirsiniz!



Birçok köpek sahibi köpeklerini çocuğu gibi görüyor. Bu tarz davranışlar köpeklerde herhangi bir davranış problemine sebep olur mu?


Buna cevap verebilmem için “köpeklerini çocukları gibi görmek” sözünü biraz açmamız gerekiyor. Bahsedilen tavır eğer Antropomorfizm ya da insan biçimcilik de denen insani tavırların bir başka varlığa atfedilmesi durumu ise elbette bunun sakıncaları olacaktır. Diğer yandan evde beslediğimiz hayvanlarımızla derinden duygusal bir bağ kurmak, onları bir insan evladından ayırmadan koşulsuzca sevebilmek sağlıklı yetişmiş, vicdanı olan her insanın zaten kendiliğinden oluşturacağı bir durum. Bu çok doğal. Fakat bunu yaparken tıpkı insan evladı için de olduğu gibi “yalnızca sevgi” yeterli olmayabiliyor; hatta zarar bile verebiliyor. Sevginin yanında donanım da çok önemli. Nasıl ki günümüzdeki bilinçli ebeveynler çocuklarına bir yetişkin gibi davranmamak gerektiğini, gelişim çağına uygun davranışlar ve beklentiler içerisinde olmaları gerektiğini, çocuk gelişimi kitapları okuyarak, uzmanlardan yardım alarak fark edip uyguluyorlarsa, aynısı köpek evlatlarımız için de geçerli. Onları da bir insan çocuğu olarak değerlendirmemek; kendilerine has öğrenme süreçleri, ilişkilendirme, genelleme kabiliyetleri, beden dilleri, ödül-ceza kavramları olduğunu bilmek ve bu bilgiler ışığında ilişkimizi bir temele oturtmak çok kıymetli. Aksi halde yalnızca sevgi ile, donanım olmadan, sevdiklerimize zarar vermekten öteye gidemeyiz, hep birlikte perişan oluruz.


Köpeklerimizin kendilerine has bir dünyaları olduğunu görmezden gelir, insanlara has talep, istek, özlem ve ihtiyaçları onlara yansıtma konusunda bilinçsiz bir arzu içerisinde olursak, onların pek çok zihinsel ve fiziksel ihtiyacını görmezden gelebiliriz ve bu tavır, bizleri koşulsuz seven bu denli özel dostlarımız için hiç de adil bir yaklaşım olmaz. Hak ettikleri gibi bir yaşamı onlara sunabilmemiz için hem sevgiyi hem de donanımı ilişkimizde eksik etmemiz gerekir.


Yıllar içerisinde bunun pek çok acı örneğini gözlemleme imkanım oldu. Üşür diye dışarı çıkarılmayan psikolojisi bozuk minik ırk köpekler, acıkıyor diye sınırsızca beslenmiş obez olmuş ömrü kısalmış köpekler, sevimli görünüyor diye kıyafet giydirilmiş ama arkadaşlarıyla beden dilini serbestçe kullanamadan tanışmak zorunda kaldığı için asosyal bir köpeğe dönüşmüş köpekler, kucaktan inmeyen, yalnız kalamayan, sahibine bir şey olsa hayatını sürdüremeyecek durumda aciz yetiştirilmiş kendine ve çevresine güvensiz köpekler ve daha sayısız acı örnek... Sevgi bu olmamalı, gerçek sevgi gerçekten önce donanım, sonra da bol emekle anlamlı. Dilerim ki bir gün ülkemizdeki herkes çocuk veya hayvan sahibi olmadan önce, kendi donanımını tamamlar ve bu kararı bilinçle alır. Ancak bu şekilde sağlıklı nesiller ve sağlıklı insan-hayvan iletişimi sağlanabilir.



Kedilere karşı havlama, saldırma davranışı gösteren köpekleri, kedilere alıştırmak için ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?


Kedi ve köpekler beden dili ile iletişim kuran varlıklar ve maalesef bu iki türün beden dilleri ortak noktalardan ziyade zıtlıklara sahip. Örneğin mutlu olan bir köpek kuyruk sallarken, kedi ise sinirli olduğu zamanlar kuyruğunu sallar. Bu tip zıtlıklar birbirlerini yanlış anlamalarına ve kavgalar oluşmasına sebebiyet verir.


Öncelik daima köpek ve kediyi doğru tanıştırmak olmalıdır. Aceleci davranıp bilinçsizce bir ilk tanışma gerçekleştirilirse aylarca düzeltilmeye uğraşılması gereken bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet verebiliriz. (Dilerseniz doğru tanıştırma ile ilgili detaylı yazdığım yazıya buraya tıklayarak göz atabilirsiniz.)


Eğer çoktan kedilere karşı olumsuz duygulara sahip bir köpeğimiz oluştuysa, mümkünse mutlaka köpeğin geçmişi, şu anki durumu, içinde yaşadığı çevrenin imkanları, mevcut kedilerin durumu, aile bireylerinin tutumları ile ilgili bilgi toplayarak o aile ve köpeğe özel çözümler sunacak bir pozitif eğitmen yardımı alınmasını öneririm. Her köpek ve ailesi, imkanları farklıdır, ortalama bir durum için vereceğim tavsiyeler bir başka köpek için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple bu tip sorulara net cevaplar vermekten kaçınırım. Köpeğin kedi ile olumsuz bir geçmişi olabilir, köpek kritik sosyalleşme dönemini kötü geçirmiş ve temelde başka güven sorunları olabilir, köpeğin kaynak agresyonu olabilir, ortamdaki ögeler ile tetikleniyor olabilir, köpeğin sağlık sorunu olabilir kedi ile ilişkilendirmiştir, evdeki bireylerin davranışları sorunun temeli olabilir vb. Olabilecek onlarca senaryo içerisinden sizlere burada birkaç öğüt vermem sağlıklı olmaz. Fakat kısaca şunu söyleyebilirim; eğer köpeğimizin kedi sevmemesinin altında sağlık veya davranış problemli yok ise, basit bir anlamda kedilerden hoşlanmıyor ise yapılacak şey bir rehabilitasyon çalışması olabilir. Köpeğin beyni kediyi gördüğünde stres hormonları salgılıyorken, kediyi gördüğünde mutluluk hormonları salgılayacak duruma getirilmelidir. Aslında bu kadar basit. Kediyi sevmesi için kontrollü bir ortam yaratılıp, köpeğe onu sevmesi için geçerli nedenler verildiği sürece zamanla yaşadığı olumlu tecrübelerle köpeğimiz kediyi benimseyebilir hatta çok sevebilir. Bunun için genelde doğru ortamda, doğru zamanda, ağıza giren, köpek için kıymetli/lezzetli doğru boyut ve kıvamdaki ödül mamaları kullanılır ki köpeğin parasempatik sistemi uyarılsın, mutluluk hormonları salgılansın ve gördüğü şey ile ağzındaki güzel tadı ilişkilendirerek, kediye karşı olumlu duygular beslemesi sağlanabilsin. Bu çalışmanın süresi, ortamı, şekli yine köpeğe, ailesine ve imkanlarına göre değişecektir. O köpeğe özel bir plan çıkarılması ve aile bireylerine tek tek köpekle o konuda nasıl doğru çalışma yapılacağının öğretilmesi aileyi hızla başarıya götürecek, herkesin motivasyonunu arttıracaktır.


Aynı zamanda ortam kontrolü için kedinin de rahat edeceği ayarlamaların da sağlanması önerilecektir. Tüm bu çalışmalar sırasında asla köpeğin boynundaki tasmaya kayış takılarak çalışılmaz. Daima köpeklerimizle rahat bir göğüs tasması aracılığı ile çalışmalıyız, aksi halde sürekli yaşadığı rahatsızlık hissi ile gördüklerini ilişkilendirecek, rehabilitasyon çalışmasının hedeflediğinin tam tersi sonuçlar alınacaktır. Bu tip pek çok minik detay ile ilgili ailenin bir eğitmenden yardım alması çok kıymetli olacaktır.




İnsanların agresif bir köpeğin yanından geçerken veya bir köpek sürüsü tarafından etrafı çevrildiğinde zarar görmemeleri için nasıl davranmaları gerekir?


Köpekler öncelikle sözlü değil, beden dili ile iletişim kuran varlıklardır. Eğer “köpeklerin sakinleştiren beden dili” ile ilgili bilgi sahibi olabilirsek bu dili tıpkı onların birbirlerini ve bizleri sakinleştirmeye çalıştıkları gibi, biz de onları sakinleştirmek, onlara karşı bir tehdit oluşturmadığımızı onlara aktarabilmek için kullanabiliriz. (Bu konuda bilgilenmek için başlangıç olarak Turid Rugaas’ın Calming Signals-Yatıştıran Beden Dili adlı kitabını önerebilirim.)


Kendimi bu tip bir tehdit durumu içerisinde bulduğumda daima “mesafe” nin diline önem veririm. Eğer bir köpek sürüsü koşarak ve havlayarak bana (ve yanımdaki köpeklerime) doğru geliyorsa, durup bir müddet beklerim. Muhtemelen bizi uyarıyorlar ve bu uyarının sebebi bazı belli sınırlar var. Genellikle ortalama 3 metre uzakta durup havlamaya devam ederler ve ben de yönümü değiştirerek sakince oradan uzaklaşırım. Eğer havlayarak koşmaya devam edip

1 metreye kadar yaklaştılarsa (ki bu çok nadir olur), artık bunu ciddi bir tehdit olarak algılarım, uyarıdan öte, benim (ve köpeklerimin) güvenliğimi tehdit ettiklerine karar veririm ve aniden ellerimi vücudumun iki yanından kafamın üzerine, yukarı doğru kaldırırım. Elimde taşıdığım bir şemsiye, sopa vb varsa bunları da kaldırırım. Böylece beden dilimle küçükken birden kocaman olur, onlara durmaları için ciddi bir uyarı vermiş olurum. Bunu gören koşan köpekler hemen durup mesafelerini korumaya dikkat etmeye başlarlar. Fakat yaptığım bu uyarının zamanlaması önemlidir. Eğer çok uzaktalarken boyumu büyütürsem, zaten boyutumu o şekilde algılar ve duraksamazlar ama boyutum birden onlar yakındayken büyürse o zaman baskılayan beden dilimle onlara uyarı verebilmiş, görsel olarak ciddi bir fark yaratabilmiş olurum. Köpekler de kulak, kuyruk ve sırt tüylerini kabartarak, dikerek bu büyüme hareketini yaparlar. Amaç asla taşıdığımız şemsiye sopa ile saldıran köpekleri ayırmak değil, tam tersine saldırının olmasını önlemektir. Beden dili ile bir iletişim kurarak “önlemek” burada kilit noktadır.


Eğer bu uyarı işe yaramazsa, hiç ummadığımız bir an etrafımız çoktan çevrildiyse veya yanımızdaki bir köpek hiç ummadığımız bir şekilde birden tehditkar bir tavıra büründüyse yapacaklarımız şu şekilde olmalı:


1-Öncelikle sakin kalmalıyız: İçgüdülerimiz “bağır ve koş!” dese de maalesef bunları yaptığımızda köpeğin içgüdüsü de “kaçan ve gürültülü olanı yakala!” diyeceği için, genelde de köpekler bizden daha hızlı ve çevik olabildiği için bu hiç akıllıca bir seçim olmayacaktır. Bu durumda kalbimizle değil, beynimizle düşünüp karar alabilmek, uygulayabilmek hayati önem taşıyor.


2-Kafamızı ve bedenimizi yavaşça köpeğin olmadığı tarafa çevirmeliyiz, kesinlikle göz teması kurmamalıyız ve yavaş adımlarla uzaklaşmalıyız. Eğer bu aşamada köpekler çok daha tehditkar hale geldiyse, havlamaları ve yaklaşmaları arttıysa, hemen donup kalmalı, kafamızı öne eğmeli (ayaklarımıza bakabiliriz) ellerimizi sallamamalı, iki yanımızda sakince tutmalıyız. Ağzımızla çok bariz bir esneme hareketi yapabilir, dudaklarımızı yalayabiliriz. Tüm bunlar yine sakinleştiren beden dili kullanımıdır.


3-Köpekler sakinleşip iyice yanımıza gelip bizi koklamak isteyebilirler. Bu aşamada da sakin kalıp koklamalarına izin vermeliyiz, hareket etmemeli, onlara bakmamalıyız. Koklamaları için bile elimizi uzatmamalıyız, adım atmamalıyız. Bunlar onları aniden telaşlandırıp bize zarar vermelerine sebep olabilir.


4- Yanımızda ödül maması var ise onları sakince çıkarıp yere atabiliriz. Eğer başarılı bir giriş olduğunu düşünüyorsak mamaları daha uzağa, yerden doğru ve sakince atmaya çalışarak, çemberden çıkmak için kendimize alan yaratmaya çalışabiliriz. Atışları yaparken kol değil minik bilek hareketleri kullanarak aşırı hareket etmemeye dikkat etmeliyiz.


5-Etraftan geçenlerden seslenerek veya telefonumuzla yakında oturan tanıdıklarımızı arayarak yine sakince yardım isteyebiliriz.


-En önemlisi ise bu tip durumların oluşmaması için ne yapmamız gerektiğini öğrenmektir:


Asla bağlı bir köpeğe yaklaşıp sevmeye çalışmamalıyız aynı zamanda sürü halinde sakince yatan tanımadığımız (bizi tanımayan) köpeklere de yaklaşmamalıyız. Bu tip durumlar kolayca bir köpeğin ani hareketiyle tetiklenip tüm sürünün düşüncesizce davranmasına ve bize zarar vermesine sebep olabilir. Sürü güdüsü kontrol etmesi mümkün bir durum değildir, özellikle de tek başımızaysak çok tehlikeli bir durum oluşturabilir.


Mahallemizde yaşayan köpeklerin kısırlaştırılması, beslenmesi, sevgi, bakım, barınma ihtiyaçlarının sağlıklı bir şekilde giderilmesine katkıda bulunabilirsek eğer, gergin köpek sürülerinin de sonunu getirmiş oluruz. Aç susuz olan, ağrısı hastalığı olan, çiftleşme güdüleri ile gerginleşen, kaynak kavgası içerisinde olan canlıların barışçıl yaşamasını beklemek gülünçtür. Köpekler tıpkı çocuklar gibi aslında sokaklara ait canlılar değildir. Her biri yaşamları boyunca türlü eziyetlere maruz kalırlar ve bir eve ait olmamanın duygusal boşluğunu yaşarlar. Eğer onlarla biraz olsun ilgilenebilirsek, ihtiyaçlarına el uzatıp rahat etmelerini sağlarsak, hem sürüleşme hem de agresifleşme nedenlerini ortadan kaldırabiliriz. Mevcut köpeği, mahallemizi sahiplenip huzurla yaşaması için barındırabilirsek, yeni sürülerin mahallemize girmesine de engel olacak, popülasyonu sabit tutacaktır. Zaten sokak köpeklerinin ömürleri çok kısadır. Kısırlaştırıp bakım sağladığımız zaman emin olun sayıları da oldukça azalacaktır. En azından kısa yaşamlarında eziyet görmeden yaşamalarını sağlayabilir mahallemizde huzurlu bir ortam yaratabiliriz.

Tekrar belirtmek isterim ki sorunların üstünü örtmek ve oluştuğu an ne yapacağımızı öğrenmekten daha önemlisi, onlar oluşmadan önlem almaktır.




Köpeklerin en zor ve en kolay öğrendikleri şey nedir? Bu konuda eğitimde en zorlanılan kısım nedir?


Her köpek kendine has bir kişiliğe sahiptir. Örneğin bir anne köpek 10 yavru doğurduysa muhtemelen 10’u da farklı karakterde olacaktır. Biri çok sabırsız, hareketli, dikkati dağınık bir karaktere sahipse onunla “bekle” çalışması yapmak daha fazla emek isteyebilir. Diğeri aşırı sakin ve yavaş hareket eden bir köpek ise onunla çeviklik parkuru koşmak, frizbi oynamak çok da eğlenceli olmayabilir. Köpekler tıpkı bizler gibi sağlak veya solak bile olabiliyor. Onlara verdiğimiz bazı görevleri köpeğin tersine geldiği için zorlanarak yapması olasıdır. Bu amaçla doğru karakterdeki köpeğin doğru aile ile eşleşimi çok önemlidir. Sportif bir insan hantal bir köpek istemez, bebekli bir aile aşırı hareketli, çok ilgi isteyen, seslere karşı hassas bir köpekle mutlu olamayacaktır. Aynı şekilde köpekler de kendilerine uygun olan insanlarla mutlu bir hayat sürdürebilirler.


Doğuştan gelen yatkınlıkların yanında bir de çevrenin, beslenmesinin, aldığı eğitimin, kritik dönemlerde yaşadıklarının da yeteneklerine etkisi olacaktır. Örneğin yavruluğunda müthiş hareketli, istekli, meraklı iki yavrudan birine, düşünmesine ve problem çözmesine olanak tanınmadan, ses, doku, hayvan, insan, araç, hava durumu vb. uyarıcılarla doğru sosyalleşmesi sağlanmadan, baskılanarak eğitim verilirse, diğeri ise yeteneklerine uygun zengin bir ortamda ve pozitif yöntemlerle eğitilirse bu iki kardeşin hayatta ulaştıkları başarı ve mutluluk bambaşka olacaktır.


Her köpek, ırkı ve yaşı ne olursa olsun pozitif yöntemlerle, doğru ve tutarlı bir emekle eğitilebilir. Asıl zor olan köpeğin sahibini bu yola girmesi için ikna etmek, motive edebilmektir. Asıl zor olan insanın eğitimidir.


Yazılarımızda konuk olan Köpek Eğitmeni Lara Kavuş' a verdikleri değerli bilgiler için teşekkür ediyoruz.


Köpek Eğitmeni

Lara KAVUŞ


Lara KAVUŞ hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayınız!


İletişim için buraya tıklayabilirsiniz!

34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör