Köpek Eğitmeni Lara Kavuş'la Röportaj: 1. Kısım

Bu yazımızda pozitif köpek eğitimi alanında çalışan Lara Kavuş ile röportajımızın ilk kısmıyla karşınızdayız. Bizi kırmayıp zaman ayırıp, sorularımızı cevapladığı için Lara Kavuş' a çok teşekkür ederiz.


Köpek eğitimini hangi durumlarda önerirsiniz? Köpek eğitiminin insan-köpek iletişimine katkıları kısaca nelerdir? Evde herhangi bir amatör eğitimi tavsiye ediyor musunuz?


Köpek eğitiminin ilk ve en önemli aşaması köpek psikolojisi ve davranışlarıyla ilgili “insanın eğitimi” dir. Bu aşamayı her köpek sahibi olmayı düşünen aileye öneririm. Bence olmazsa olmaz bir aşama bu. İnsanın eğitiminin olmadığında “köpek eğitiminin de olamadığını” defalarca üzüntüyle görüyoruz maalesef. Herkesin aklına gelen ikinci aşama “köpekle birlikte komut çalışılan aşama” ise o köpekten ne beklenildiği ile ilgilidir. Eğer köpeğinizden çağırdığınızda gelmesini beklemiyorsanız, eğer köpeğinizden ismini söylediğinizde size bakmasını beklemiyorsanız, eğer köpeğinizle sağlam bir iletişim temeli oluşturmak umrunuzda değilse komut eğitimine “sizin için” gerek yoktur. Fakat köpekler evcilleşmiş hayvanlar ve en büyük ihtiyaçlarından biri bir insana/aileye mensup olmak. Bu da gerçek bir iletişim gerektirir. Yukarıda bahsettiğim beklentiler içerisinde değilseniz bile köpeğinizin bu beklentiler içerisinde olduğunu unutmayın. Yemek içmek kadar bu da onun için bir ihtiyaç. Belki de evinizin önünden her akşam geçen ve durup onunla tutarlı bir iletişim kuran komşunuzla gidermeye çalışıyordur bu arzusunu. Köpekler iletişim kurmak ve bağlanmak ister. Bu sebeple mutlu bir köpeğiniz olsun istiyorsanız onunla mutlaka eğitim dediğimiz “temel iletişim becerileri” konusunda çalışmalısınız.


Hiç tanımadığınız bir kültürden gelen, hiç anlamadığınız bir dili konuşan bir insanla aynı evde yaşamak zorunda olduğunuzu düşünün. Anlamadığınızı fark ettiğinde, anlayasınız diye size yüksek sesle, bağırarak aynı sesleri çıkaran bir insan.. Yine anlamadığınızda sizi strese sokacak, sizi üzecek davranışlar sergilemeye başlayan bir ev arkadaşı.. Nasıl huzurlu ve mutlu olabilirsiniz ki? Bu sebeple köpeğinizin size ne anlatmaya çalıştığını anlamak, sizin de isteklerinizi onun anlayabileceği şekilde ifade etmeyi öğrenmeniz “komut eğitimi” dediğimiz sürecin yardımıyla oluşuyor. Birbirini anlayan iki canlı her sorunu birlikte çözebilir.


Diğer yandan köpeğinizin sadece fiziksel olarak yorulması, sabah akşam saatlerce onunla yürüyüş yapmanız onu gerçek anlamda yormaz, tatmin etmeye yetmez. Çünkü mental olarak da yorulması gerekir. İş birliği yapabilen, problem çözebilen ve gerekirse problem yaratabilen bir varlıktan bahsediyoruz. Elbette zihinsel olarak da ihtiyaçların karşılanması gerekecektir. Bu anlamda da ona öğrettiğiniz kelimelerle, ona vereceğiniz yeni görevler, uğraşlar onu hiç olmadığı kadar mutlu edecek, çok önemli bir ihtiyacını karşılayacaktır. Bazen 10 dakikalık komut çalışması, 1 saatlik yürüyüşe eş değer olabilir. Bunu köpeğiyle eğitim yapan köpek sahipleri çok iyi bilir.


Günümüzde çok fazla bilgiye ulaşım imkanı var ve bu da doğru olmayan bilgiyi doğru kabul edip uygulama riskini de arttırıyor. Köpeklerimiz özellikle yavruyken 2-4 ay arasında hızlı öğrenme ve kritik sosyalleşme dönemindeler. Bu dönemde öğrendikleri, yaşadıkları tüm hayatını etkileyecek olan karakterinin şekillenmesine sebep oluyor ve bu kritik dönemde olan hataları silip yerine doğruları yerleştirmek bazen yıllar alabiliyor. Bu sebeple eğer hiç bir temeliniz yoksa, doğruyu yanlıştan ayırma süzgeciniz sağlam değilse mutlaka başlangıçta “çağdaş eğitim almış, pozitif bir eğitmen” desteği almanızı öneririm. (Eğitmen seçimi de çok kritik bir karar.) Bu kıymetli destek sonrasında oluşacak sağlam bir süzgeç ile dilerseniz kendiniz de araştırmanıza devam edip kendi köpeğinizi eğitebilirsiniz. Bu temeli aldıktan sonra yanınızda bir eğitmenle devam etmek isterseniz de çok daha hızlı, hatasız, tüm püf noktaları hatalar yaparak kendi başınıza keşfetmeden, hazır bilgilere ulaşarak öğrenebileceğiniz için, imkanı olanlara yine bir eğitmenle çalışmalara devam etmesini öneririm. Kısacası eğitim önce biz insanlar için şart. Zaten patili yavrularımız her an gözlerini dört açmış bizi anlamak için olağanüstü bir çaba göstermekteler.




Köpeklerin hatalı davranışları sonucu (eşya kırma, eve tuvaletini yapma vb) köpek sahipleri cezalandırma yöntemini seçmeliler mi? Köpek sahipleri bu konuda nasıl davranmalılar?


İnsanlar cezadan bahsettiklerinde akıllarında oluşan şey aslında biz eğitmenlerin “pozitif ceza” olarak adlandırdıkları durumdur. Teknik bir terim olan pozitif ceza, “ortama köpeğin hoşlanmadığı bir uyaran ekleyerek davranışın oluşma sıklığını azaltmak” anlamına gelir. Bağırmak, vurmak, korkutmak, tasmasından çekmek vb. Bu tip pozitif cezalar, yapılan araştırmalara göre baskılayarak/zorlayarak davranış oluşturduğu için kalıcı değillerdir, baskı unsuru ortadan kalktığı an köpek kendi istediği davranışa ilk fırsatta dönecektir. Bu tip bir baskılanmanın arzu ettiğimiz “öğrenme” olmadığını biliyoruz. Bir çocuğa “odanı toplamadığı için bağırarak psikolojik şiddet uygularsanız” o çocuk siz bağırmayın diye odasını toplar fakat bir yetişkin olduğunda kendi evine geçtiğinde dağınık bir birey olacaktır. Çünkü odasını toplamasını toplama gerekliliği sizin ona bağırmanızla sınırlıdır. Halbuki odasını toplamanın ona kazandıracağı artıları anlatarak ona seçim ve deneyim şansı sunarak, ve evet biraz emek vererek öğretme yolunu seçersek, örneğin bir şeyleri aramak için vakit kaybetmediğini ve bunun kendisi için getirili bir durum olduğunu fark edecek ve artık biz yanında olmasak bile derli toplu yaşamayı seçen bir birey olacaktır. Aynı şekilde köpeklerimiz de çok zeki varlıklar, kendi işlerine gelen davranışı sürdürmek konusunda harikalar. Bunu kullanarak, doğru ortam kontrolü ve doğru seçenekler ve ardından gelen doğru ödüllendirmeler sunarak bir köpeği eğitmek “ömürlük bir eğitim” ve “karşılıklı muazzam bir sevgi ve saygı” dolayısıyla gerçek bir iletişim ve bağ anlamına gelir. İşte biz bu sebeple köpeği rahatsız eden pozitif cezaları önermiyoruz. Bunun yerine köpeğimizi yetiştirdiğimiz ortamı onun daima doğru seçimler yapacağı şekilde planlayıp alışkanlıklarını doğru edinmesini sağlamak (çünkü köpekler bir kez doğruya şartlandıklarında artık onu sürdürme eğilimindedirler) ve bunun yanında sadece “negatif ceza” dediğimiz, köpeğin sevdiği bir şeyi ortamdan çıkarma cezası vermeyi öneriyoruz. Bu da genelde bizlerin ilgisi oluyor. Yani ilgimizi çekmek için havlayan bir köpekten uzaklaşmak, üstümüze atlayan bir köpeğe arkamız dönmek gibi, ilgi çekmek için yaptığı bu istenmeyen davranışların sonucunda iyice bizden ve ilgimizden mahrum kaldığını göstermek amacıyla ilgimizi ortamdan çıkarabiliyoruz. Elbette tek başına negatif ceza öğretici olmaz, önleyici olabilir. Bunun yanında neyin doğru olduğunu da köpeğe doğru yöntemlerle gösteriyor, onu yönlendiriyor olmamız çok önemli. Aslında yukarıda fazla detaya ve teknik bilgiye girmeden kısaca açıklamak istediğim şey kısaca şu: evet, pozitif ceza etkili ve akıllıca bir yöntem değil; fakat diğer destekleyicilerle birlikte negatif ceza kullanımı biz pozitif eğitmenlerin onayladığı bir yöntem.


Diğer yandan köpeklerin olmuş bitmiş durumlar için cezalandırılamayacağını, yalnızca anlık ilişkilendirme yapabiliyor olduklarını ve genelleme kabiliyetlerinin düşük olduğunu da eklemek gerekir. Ancak tüm bu bilgiler ışığında, bu bilgileri detaylıca edinmiş bir köpek sahibi köpeğini incitmeden, verimli bir şekilde, yanlış davranışları için doğruya yönlendirebilir. Köpek sahipleri mutlaka sorunları konusunda bir uzman yardımı almalılar.



Köpek eğitimini hangi ortamlarda yapıyorsunuz ve ne kadar zaman alıyor? Köpek eğitiminde hangi yaklaşımı ele alıyorsunuz? Eğitimde en ideal olan yaklaşım hangisidir?


Köpek sahibi ailelere, kendi köpeklerini eğitebilmeleri için köpeğin yaşadığı yere bizzat giderek veya online olarak evlerine misafir olarak danışmanlık veriyorum. Asıl önemli olan köpeğin eğitmeni dinlemesi değil; ailenin her koşulda, ömür boyu köpeği idare edebilmesidir.


Bazen sadece ailelerin köpeklerin nasıl öğrendiklerini, nasıl kafalarının karışabildiğini öğrenmeleri, kendi davranışlarını değiştirmelerini ve evde ufak değişiklikler yaparak ortam kontrolü sağlamalarına vesile oluyor ve tek bir görüşmeyle bile pek çok sorunu çözebiliyoruz. Bazen ise o evde köpeğin gerçek anlamda hiç Türkçe kelime bilmediğini fark ediyoruz, aile ile köpek arasında gerçek bir iletişim, anlayış oluşamamış oluyor. Bu tip durumlarda da yine o ailenin ihtiyaçlarına göre her hafta, haftada en az bir kez, 1-1,5 saat süren pratik dersler yaparak, köpeğe her derste bir ya da iki kelime öğreterek ilerleme sağlıyoruz.

Hiçbir şey bilmeyen bir köpek 4-5 derste otur-gel, yat, bekle, çekiştirmeden yürümek gibi komutları öğrenmiş oluyor.


Eğer köpeklerimizin çok uzun süredir devam eden iyice pekişmiş istemediğimiz davranışları varsa, aile yardım istemek için uzun süreler beklediyse, o zaman hiç bir şey bilmeyen bir köpeğe tek derste öğretebileceğimiz bir komut, ancak bir kaç derste öğretilebiliyor. Tıpkı bizde de olduğu gibi alışkanlıkları değiştirmek daha çok emek gerektiriyor. Bu sebeple biz pozitif eğitmenlerin öncelikli amacı tıpkı koruyucu hekimlikte olduğu gibi köpek eğitiminde de “önleyici eğitmenlik” yapabilmek. Yani köpeklerimiz henüz tertemiz bir sayfayken, ailelerin hayatına girebilmek ve köpekleri en baştan yanlışları keşfetmeden, o tertemiz sayfaya istediğimiz yazıları yazabilmenin yollarını göstermek.


Bunun için de yavru köpeğimiz, anne ve kardeşlerle geçirmesi gereken kritik dönemi yani en az ilk 60 günü geçirdikten sonra “eve geldiği ilk günden itibaren eğitim başlar” deriz. Ailenin köpeğe vermeyi seçtiği veya vermemeyi seçtiği her geri bildirimle köpeğimiz tıpkı bir sünger gibi doğru yanlış her şeyi emer ve karakterine yerleştirir. Kişiler eğitim yapmadığını zannettiği her an bile aslında köpeğe bir şeyler öğrettiğinin farkında değildir.


Bu sebeple öncelikli olarak köpek sahiplenmeyi düşünen her aileye mümkünse köpek edinmeden önce bir danışmanlık almalarını, sonrasında da köpeğin eve geldiği ilk günden itibaren bir eğitmen desteği ile ilerleyip çok kısa sürede, yanlışlar hiç oluşmadan inşa edilebilecek harika bir ilişkiye şans vermelerini öneririm.


Köpek eğitiminde dünya üzerinde temel olarak iki yaklaşım mevcut. Birincisi İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler zamanında savaşta kullanılmak üzere eğitilen köpekler üzerinde kullanılan “geleneksel eğitim” diye adlandırdığımız baskılamaya dayalı yöntem. Diğeri ise davranış bilimi temelli, köpek davranış ve psikolojisi konularındaki bilimsel araştırmaları dayanak alan, çağdaş eğitim yöntemi olan “pozitif eğitim” yöntemi. Elbette ki baskıya ve cezaya dayanan “istediğimi yapana kadar rahatsızlık duyacaksın, yaptığında ise bu rahatsızlık hissi ortadan kalkacak” mantığı ile köpek eğiten yöntemi etik bulmuyorum. Artık tıpkı çocuk eğitiminde olduğu gibi, şiddete ve baskılamaya gerek olmadan, daha etkin sonuçlar alabildiğimiz ve daha insancıl olan bilimsel yöntemleri tercih etmeliyiz.


Pozitif eğitim, bilimin ışığında kendini durmaksızın geliştirmeye devam eden, köpeğe seçimler sunarak, onun ihtiyaçlarını gözeterek, “istediğimi yaparsan başına harika bir şey gelecek” metodu ile motivasyon arttırıcı, insan-köpek iletişimini sevgi ve güvene dayandıran harika bir araç.


Maalesef ülkemizde hala insanlar pozitif eğitimin varlığından bir haber ya da yanlış veya eksik bilgi sahibi oldukları için pozitif eğitimi etkin ve geçerli bir yöntem olarak görmemekteler. Halbuki tüm dünyada yasa ile pozitif eğitimi meşru kılan, geleneksel eğitimi hayvan istismarı olarak kabul edip yasaklayan, hata yapmanın hayata mal olabildiği alanlarda (polis köpeği, arama kurtarma köpeği vb) bile bu köpeklerin eğitimi için yalnızca pozitif yöntemler kullanılması gerektiğini yasalaştıran çağdaş ülkeler mevcut.


Baskılayarak, korku kültürü ile yetiştirilen çocuklar gibi aynı kültürle yetişen köpeklerin de hayatları kararmakta. Bunun sonlandırılması ancak insan eğitimi ile mümkün olabilir. Bu nedenle aslında biz pozitif eğitmenlerin insanların evlerine giderek, aile yapılarını gözlemlememiz, onlara köpeklerinin eğitimleri ile ilgili doğru davranışları edinmeleri için tavsiyelerde bulunmamız, bu tavsiyelerin sebeplerini açıklamamız aslında onların sadece köpek eğitimine değil; kendi özel hayatlarında da yaptıkları birtakım seçimlere, belki çocukları ve arkadaşları ile olan ilişkilerine de farklı bir gözle bakmaları ve farkı aksiyonlar almalarını sağlayabiliyor. Defalarca şahit oldum ki bir köpeğin eğitimine doğru emek vermeyi hedeflemiş bir aile aslında kendine de çok büyük iyilik yapıyor oluyor.


Dilerim ki tüm aileler öncelikle maddi ve manevi olarak bir köpeğin eğitimine kendileri emek verebilecekse bir köp