Hayvan Beslemenin Büyülü Dünyası

Bugün sizlerle hayvan beslemenin büyülü dünyasına biraz bakıp sonra da hastalık durumlarında yapılmaması gerekenlerle ilgili bir serüvene çıkalım istiyorum. Hayvan beslemenin insan psikoloji üzerinde müthiş iyicil etkileri olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Ufak ya da büyük fark etmez; bir canlıya sahip olmak, onun büyüdüğünü görmek, onunla bir ömür geçirmek, onun yaşam döngüsüne tanık olmak paha biçilmez bir deneyim. Ben imkanı olan herkese bu deneyimi tatmasını tavsiye ediyorum fakat bir hayvan edinmeden ya da edindikten sonra dikkat edilmesi gereken hususlara da değinmekte fayda görüyorum.

Öncelikle çoğu insanın en büyük yanılgısı besin ihtiyacı karşılanan hayvanın başka hiçbir şeye ihtiyacı olmayacağıdır. Oysa onlar dolu bir mama ve su kabından daha çok ilgiye ihtiyaç duyarlar. Örneğin bir köpek dostunuz olduğu zaman onu düzenli yürüyüşe çıkarabilmeli, değişik aktiviteler yapacak vakti bulabilmelisiniz. Bu hem sizin için hem dostunuz için çok faydalı olacaktır. Onunla yürüyüş yaparken egzersiz yapmış olacak ve stresini atabileceksiniz. Ya da bir kedi aldığınızda akşam kucağınıza kurulduğunda tüm günün gerginliğinin uçup gittiğini göreceksiniz. Hayvan beslemek size kendinizi iyi hissettiren; dopamin ve serotonin hormonunu salgılatacaktır.



Kedilerin tasmayla gezdirilmesi nadir görülen bir durum olduğundan, o muhtemelen siz eve gelene kadar sıkılacağı için zamanını kaliteli geçireceği oyuncaklar edinebilirsiniz. Hayvanlar müthiş hassas varlıklardır. Ve size inanılmaz bağlılardır. Hatta kediler nankördür deyimine hiç inanmayın, en az bir köpek kadar onlarda size sadık olacaklardır. Sadece tabiatları gereği daha özgür bir yaşam sürerler o kadar. Ve bir kedi ya da köpek aldığınızda ortalama minimum 5 ila maksimum 15 yıl sizinle yaşayacağını hesaba katarsak, bir can edinmeden önce bu süreçte hem ona hem kendinize ne kadar faydalı olabileceğinizi iyi tahlil etmeniz gerekmektedir. Çünkü terkedildiklerinde inanın bana çok büyük üzüntü ve travma yaşıyor olduklarına defalarca şahit oldum. Onların sahiplendiğiniz andan itibaren tüm dünyası siz olursunuz ve kokunuzdan dahi mahrum kalmak onlarda hüzün yaratmaya yetecektir. Eğer çocuklarınız varsa hayvan sahibi olmak çok doğru bir karar olabilir, hayvanla büyüyen çocuklar empati kurmayı, sorumluluk almayı, saf ve karşılıksız sevgiyi öğrenirler. Sosyalleşmeleri ve merhamet duygularının gelişimi açısından da bu çok önemlidir. Ancak hayvan sahiplenmeden önce çok hevesli olup sonrasında bakımını tamamen sizin üzerinize bırakabilirler, bu gibi durumlarda iş bölümü yapmanız gerekebilir. Örneğin mamasını o verirken, gezintiye siz çıkarabilirsiniz, bu sizin için egzersiz olurken, çocuğunuz için bir canın sorumluluğu alma adına büyük bir adım olacaktır. Bu sorumluluk duygusu, empati ve merhamet duygusu hayatının tüm alanlarına sirayet edecektir. Gördüğünüz gibi ufak tüyolar ve önceden yapacağınız bir takım ayarlamalarla bir hayvanı sahiplenip ona ve kendinize güzel bir hayat vadedebilirsiniz. Göz önüne alacağınız bir diğer husus ise işin maddi boyutu olmalıdır. Düzenli veteriner hekim gözetimleri, aşıları, yedireceğiniz mamanın türü, herhangi bir hastalık durumunda oluşacak tedavi masrafları gibi. Böyle bir durumunuz yok ise sakın üzülmeyin. Hayvanların büyülü dünyasına yine de adım atabilir hatta onların hayatına dokunabilirsiniz. Nasıl mı?


Eğer yazının bu kısmına kadar üzerinde durduğum konularda yeterli imkanlarınız yoksa bulunduğunuz ilde var olan hayvan bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde (barınaklar) veya hayvan derneklerinde gönüllü olarak çalışabilirsiniz. Böylece onlarcasının hayatına dokunmuş olabilirsiniz. Bu konudaki çalışmalarınız hem size deneyim kazandıracaktır hem de hayat kurtarmanın hazzını yaşayacaksınız. Ayrıca sokaklarda yaşam savaşı veren canlara düzenli mama ve su koyarak, korunaklı minik barınaklar yaparak da sürece katkı verebilirsiniz. Doğa, hayvanlar, denizler, ormanlar... Hepsi aslında bizim tarafımızdan sahiplenilmeye ve korunmaya ihtiyaç duyarlar. Elimizdeki imkanlar ne olursa olsun göstereceğimiz en ufak bir çaba dahi ekosisteme kocaman katkılar sağlayacaktır. Bir kişi evine sahipsiz bir hayvan alır, bir diğeri tedavi ettirir, başkası gönüllü çalışır, hatta yerdeki çöpü alıp çöp kutusuna atmak bile yarar zincirine güçlü bir halka ekler. Yani sakın kendinizi yetersiz, umutsuz, çaresiz görmeyin, muhakkak insanoğlu olarak hepimizin yaratacağı bir farkındalık vardır. Ben bugün iki engelli köpek, dördü engelli sekiz kedi sahibi olan ve 11 yıldır barınakta gönüllü çalışan bir hekim adayı olarak deneyimlerimden yola çıkarak sizlere naçizane yol göstermek istedim. Bir canlıyla hayatı paylaşmak, empati kurabilmek, onların duygularını anlayabilmek, onlar için mücadele etmenin verdiği mutluluğu tatmanız için bir rehber hazırlamak istedim. Yazımın bu bölümünde ise birazcık tavsiye üzerine ilaç kullanmamanız için bir takım bilgiler vermek isterim.


Evcil dostlarınız hastalandıklarında etrafınızdaki hayvan sahiplerinden ilaç veya ilaç tavsiyesi sakın almayın. Birinin köpeğine iyi gelen bir ilacın sizin köpeğinizde ne gibi bir reaksiyon göstereceğini bilemezsiniz. Çünkü antibiyotik dediğimiz ilacın dahi bir çok farklı türevi ve üzerinde etkili olduğu onlarca farklı enfeksiyon ve bakteri türü vardır. Yapılan en ölümcül hatalardan biride bilinçsiz antibiyotik kullanımıdır. Bugün insan sağlığında da çok ciddi sağlık sorunlarına neden olduğu için ve herkes tavsiye üzerine satın aldığı için son yıllarda Sağlık Bakanlığınca hekim tarafından resmi olarak reçete edilmeyen antibiyotiklerin satışı yasaklanmıştır. Sadece hayvanınız için değil kendi sağlığınız söz konusu olduğunda da kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyiniz.

Antibiyotik kullanımı komplike bir durumdur ve kullanımına sadece hekimler, çeşitli muayenelerden sonra karar verebilirler. A kişisinin köpeği veya kedisinde çalışan bir antibiyotik sizin köpeğinizde ölümcül bir reaksiyon gösterebilir. Belki etken maddesine alerjisi bile olabilir. Diğer yapılan bir yanlış ise özellikle sulandırılarak kullanılan oral süspansiyon antibiyotiklerin açıldıktan sonra buzdolabında saklamak suretiyle tekrar tekrar kullanılmasıdır. Ancak ortalama ömürleri açıldıktan itibaren maksimum 10 gündür ve bir defa iyi geldi diye her hastalıkta çalışacak anlamına gelmez. Kullanım alanları ırktan ırka, kilodan kiloya, hastalık tipine, hayvanın yaşına göre değişiklik gösterir ve bunu sadece hekiminiz anlayabilir. Yoğun antibiyotik kullanımı; bakterilerin direnç kazanmasına sebebiyet verdiği gibi böbrek ve karaciğeri zamanla yorabilir hatta tahribata yol açabilir. Hatta hayvanın bağışıklık sistemi antibiyotiklere karşı direnç geliştirebilir. Aynı tehlike ağrı kesiciler ve diğer tüm ilaçlarda da mevcuttur. Mesela Vitaminlerin faydalı olduğunda hepimiz hem fikiriz ama onların dahi fazlası ve bilinçsiz kullanımı faydadan çok zarar verebilir. Hekime danışmaksızın kullanılan oral yoldan veya kas içi fark etmeksizin ağrı kesiciler mide kanamalarına neden olabilir.

Gelin hep beraber en sık rastlanılan hastalık semptomlarına beraber göz atalım ve hastalık türlerinin ne denli değişkenlik gösterdiğine bakalım;


KEDİ VE KÖPEKLERDE KUSMA ;

Böbrek, karaciğer, pankreas hastalıkları, çeşitli gıdasal ve kimyevi madde zehirlenmeleri, kulak iltihapları, diyabet, menenjit, gastrit/ülser, mide, bağırsak yolu iltihapları....


Gördüğünüz gibi sadece kusmanın dahi onlarca sebebi olabilir. Tetkik ve muayene şarttır.



KARIN ŞİŞLİĞİ ;

Karın göğüs ve pelvis arasında yer alan hayati organlara ev sahipliği yapan bölümdür. Mide, karaciğer, bağırsak, dalak, pankreas bulunur. Sadece bu organlara ev sahipliği yapıyor olması dahi karın şişliğinin onlarca sebebine ihtimal verir.


  • Parazitler; düzenli aşı yapılmayan hayvanlarda abdominal şişlikle kendini belli edebilir.


  • Beslenme kaynaklı bağırsak gazları; diyetindeki herhangi bir değişikliğin neden olduğu şişlik


  • Asites; karın boşluğunda sıvı birikmesi; karaciğer yetmezlikleri, hepatit ve Feline infeksiyöz peritonitis yani Fib başlangıcı olabilir.


  • Cushing Sendromu; Endokrin sistem hastalığı yani adrenal bezlerin aşırı kortizol salgılaması


  • Abdominal bölge tümörleri; karın boşluğunun ev sahipliği yaptığı az önce saydığımız tüm organlarda tümör varlığı olabilir.


  • Sindirim sistemi tıkanıkları; genelde sebebi yabancı cisim yutulmasıdır.


  • Kabızlık; ciddi bir karın şişliğine sebebiyet verir.


  • Pyometra; Rahim iltihabıda denir. Önemli bir dişi genital hastalığıdır.


  • Üriner sistem hastalıkları; idrar kesesinde şişme


  • Obezite ve gebelik durumu da yine karında şişlik belirtileri arasında yer alır.


Gördüğünüz üzere karın şişliğinde de ezbere ve tavsiye üzerine teşhis koymak imkansızdır.


Gelelim hayvanlarda görülen halsizlik sebeblerine;



HALSİZLİK;


  • Enfeksiyoñ, parvovirüs, kennel cough


  • Kalp ve karaciğer rahatsızlıkları


  • Diyabet ve hipoglasemi


  • Hipotroid


  • Parazitler


  • İlaçların yan etkileri veya zehirlenmeler


  • Eklem rahatsızlıkları


  • Depresyon, travma sonrası stres bozukluğu


Tüm bu saydığım hastalık semptomları beraberinde doğal olarak iştahsızlıkta getirecektir. Aynı şekilde yemek yemeyen dostunuzu da acilen hekiminize muayene ettirmelisiniz.



KİLO KAYBI;


Üstte saydığımız bir çok semptom kilo kaybına sebebiyet verebilir bunun yanı sıra ciddi kanser ve tümör türleri, yanlış beslenme, stres, travma gibi psikolojik sebeplerde sayabiliriz. Kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği, Megaözefagus (yediklerini tamamen sindirememe), EPI (Ekzokrin Pankreas Yetersizliği), diyabet şikayetleri de muhtemeldir.



ATEŞ veya HİPOTERMİ (Vücut sıcaklığında düşüş);


Yüksek ateş çeşitli enfeksiyonların habercisi olabilir. Derhal vücut ısısının normale döndürülmesi gerekir. Bu noktada yine veteriner hekim gözetiminde müdahale şarttır. Tam tersi durum olan Hipotermi ise; Septik şok, iç kanama, aşırı kan kaybı, diyabet, uzun süre soğuğa maruz kalma, ölümcül derecede vücut direncinin düşmesi, metabolik hastalıkların ileri evreleri veya hepatik sendromlardan ötürü yaşanabilir. Bu durumdaki hastaya ise gerekli müdahale yapıldıktan sonra kuvöz içerisinde vücut ısısı normale dönene kadar yoğun bakımda bekletilir. Özellikle kış aylarında soğuktan kaynaklı hipotermilerde sakın aniden hayvanı ısıtmaya kalkmayın vücuttaki dengesiz ve ani ısı değişimi yine şoka girmesine sebep olacaktır. Uygun bir örtüyle onu sararak yine en yakın kliniğe başvurmanızda fayda vardır.


Gördüğünüz gibi hastalıklar konusu tabiriz caizse; derya deniz gibidir. Hangi semptomun neden kaynaklandığını bulabilmek, ona yönelik tedavi protokolü hazırlamak ve uygulamak sadece hekimin işidir. Ancak yine o uygun görürse başka hekimlerle de konsültasyon yapabilir. Ayrıca burada yazdığım hiç bir semptoma bakarak da hayvanınızdaki rahatsızlığı kıyaslayarak panik yapmayın. Bu yazı bilinçlendirme ve farkındalık için kaleme alınmış olup sık rastlanan semptomların olası sebeplerini içeren bir derlemedir. Burada sizlere sadece buzdağının bir kısmını göstermeye çalıştım. Daha nice hastalıklar, nice semptomlar ve nice tedaviler mevcuttur. Esas anlatmaya çalıştığım; tavsiye üzerine, kulaktan dolma bilgilerle asla teşhis koymamanız ve panik olmamanızdır. Hele hele hekim tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmayız.

Evcil dostunuzla sağlıklı, uzun ve kaliteli bir yaşam geçirmek istiyorsanız düzenli hekim kontrollerinizi ve aşı takviminizi asla ihmal etmeyin, hekiminize güvenin ve daima irtibatta olun. Bugün çeşitli sosyal medya mecralarında ve gruplarda insanların semptom yazarak; "köpeğimde/kedimde şu rahatsızlık var ne kullanayım ne yapayım" şeklinde sorular sorduklarını ve başkalarının da çeşitli ilaçlar önerdiklerini görüyorum ve denk gelebildiklerimi veteriner hekimlere yönlendiriyorum. Ancak ve ancak veteriner kliniğe ulaşamayacağınız uzak bir yerdeyseniz, çok acil bir durum varsa kliniğe ulaşana dek telefonla yardım alın fakat lütfen aradığınız kişide yine bir hekim olsun.

Hepinize evcil dostlarınızla birlikte; bilinçli, sağlıklı, mutlu günler dilerim.


42 görüntüleme0 yorum